20 Mart 2013 Çarşamba

DR. ATA SOYER'İN ARDINDAN...

Türkiye toplumcu hekim hareketinin öncülerinden 
Dr. Ata Soyer’i 19 Mart 2013 günü kaybettik. 
Tüm hekimlerin ve sağlık çalışanlarının başı sağolsun.

15 Mart 2013 Cuma

Adli Tıptan Karikatüristliğe (Med-Index)...




Adli tıp uzmanı olup aynı zamanda yıllardır karikatür çizen Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Halis Dokgöz, hobisinin hayatına etkisini Med-Index’e anlattı. 
Doç.Dr. Halis Dokgöz
Sağlık alanında çalışanların birçoğunun mutlaka farklı hobileri olur. Yaptıkları meslek gereği, rahatlamak adına farklı alanlara yönelirler. Adli tıp alanında uzun yıllardır çalışan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Halis Dokgöz, hobisi olan karikatür çizimlerine nasıl başladığını, bu hobinin kendisine kattığını ve hobinin hayatına etkisiyle ilgili soruları yanıtladı. 


Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
1967 yılında Çorum’da doğdum. 1989 yılında 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. 1999’da İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nde Adli Tıp ihtisasını tamamladım. Halen Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışmaktayım. Karikatüre 1985’de başladım. İlk karikatürüm aynı yıl “Kılçık” dergisinde yayınlandı. Daha sonra karikatürlerim Gırgır, Limon, Çarşaf, Gümgüm, Akrep, Hallo, ArteFacto, Cumhuriyet, Bulvar, Bizim Gazete, Hürriyet, Milliyet, Birgün, Radikal ve Sabah gibi pek çok gazete ve dergide yayınlandı. Düzenli olarak Kılçık, Tıp Dünyası, Sendrom, Hiç, Fesat, Homur ve Hekim Forumu dergilerine çizdim. Karikatürlerim Türkiye dışında Almanya, İspanya, Belçika, Yunanistan, Polonya, İran, Kıbrıs, Portekiz, Kırgızistan, Rusya, Azerbaycan, Hindistan, Sırbistan ve Çin gibi ülkelerde yayınlandı. Katıldığım ulusal ve uluslararası yarışmalardan 12 ödül aldım. Pek çok ortak ve karma sergilere katıldım. İlk kişisel sergimi 1991’de Ankara’da 2.Tıp Fuarı’nda açtım. 1989’da “Güneşin Girmediği Yere” adlı ilk albümümü yayınladım. 2010 yılında Türk Tabipleri Birliği yayınlarınca “Çizgisel” adında ikinci kitabım yayınlandı. Karikatürler yanında tıbbi illüstrasyonlar da yapmaktayım. Karikatürlerimi http://halisdokgoz.blogspot.com ve Alman http://www.toonpool.com/artists/halisdokgoz_4410 adresinde sergilemekteyim.

Hobiniz nedir ve ne kadar süredir yapıyorsunuz?
Aslında karikatüre hobim diyemem. Karikatür benim için bir yaşam felsefesi. Yaşamımda da bazen mesleğim olan Adli Tıp bazen de karikatür yaşamımın öznesi haline geliyor. İlk karikatürlerim tıbbiyenin 2. sınıfındayken “Kılçık” Dergisinde yayınlandı ve çizdiklerimin gerçekten karikatür olup olmadığını denemek için dönemin önemli mizah dergisi Gırgır'a da bu çalışmaları göndermeye başladım. Sevgili Oğuz Aral'dan taramaları azaltmam ve çizdiklerimin karikatür olduğu gibi olumlu eleştiriler alınca karikatür benim için bir tutku ve yaşam biçimi halini aldı diyebilirim. Ardından Limon, Çarşaf, Hıbır gibi dergilerde de çalışmalarım yayınlandı ve o gün bugündür çizgi serüvenim devam ediyor. Karikatürcüler Derneği’ne üye olmam ile birlikte çizgi serüvenim biraz yazılı popüler balonlu karikatürlerden yazısız kara mizah, grafik olarak da tanımlanan alana kaydı. O nedenle son yıllarda albümlere, sergilere ve yarışmalara daha çok karikatür çizer oldum. 1985 yılından beri aktif olarak karikatür çizdiğimi söyleyebilirim.


Hobinizin mesleğinize katkısı oluyor mu?
Meşhur bir söz vardır, ‘tıbbiyeden arada bir doktor çıkar’ diye. Gerçekten tıbbın edebiyata, sanata yatkın bir alan olduğu su götürmez bir gerçeklik. Eğer sizde sanata yönelik bir yetenek varsa tıp alanı bunu destekliyor ve belki de ortaya çıkmasını kolaylaştırıyor. Mizah da özellikle de kara mizah çelişkilerden beslenir. Tıp ortamı da çelişkilerin en fazla yaşandığı ve tespitinin yapıldığı bir alan… Karşılıklı bir etkileşim ve gelişim söz konusu. Bazen doktor meslektaşlarım derler ki, ‘Halis bak böyle böyle bunu çizsene’ diye. Yani yaşanılan da mizah olabiliyor. Bazen karikatür yaşamın nesnesi bazen de hayatın bizzat kendisi oluyor.

Neden bu hobiyi seçtiniz?
Neden karikatür çiziyorum? Bu gerçekten çok güzel bir soru. Ve zaman zaman yaşamın her alanında bu soruyu kendi kendimize sormalıyız belki de. Resim sanatına özel bir ilgim var. Çocukluktan beri güzel resim yapardım. Karikatürle tesadüfen tanıştım ancak, karikatürün benim için en uygun sanat olduğunu anlamam geç olmadı. Her şeyden önce kendimi, duygularımı ve düşüncelerimi en iyi anlatabildiğim sanat dalı. Ve en önemlisi müthiş keyif alıyorum.


Yaptığınız hobi size ne hissettiriyor?
Karikatür hem çizerken hem de bakarken müthiş keyif veriyor. Usta bir karikatüristin güzel bir çalışması ile karşılaştığımda da zaman zaman, ‘neden bunu ben çizmedim, çizemedim’ diye de hayıflanırım…Karikatür çizerken sanki dünyadan koparım. Yaşadığım bir olay, bir durum nedeniyle çok öfkelenip kızdığım zaman ya da çok neşelenip keyiflendiğim zaman da çizerim. Bir tepki nedeniyle çizdiğim zaman da sorumluluk duygusunun yerine gelmesinden kaynaklanan bir mutluluk da söz konusu. Çoğunlukla ‘iyi ki çiziyorum’ diyorum.

Tavsiye edeceğiniz kitap nedir?
Bu dönemde yoğun olarak adli tıp, polisiye türü romanlar okuyorum. Ahmet Ümit’in çoğu kitabını okudum. Tıp fakültesi öğrencilerinin peformans sunum yarışması vardı. Bir öğrencimiz Tess Gerritsen ile internet üzerinden bir söyleşi gerçekleştirip kitaplarının tanıtımını yapmıştı. Buradan etkilenerek Gerritsen’in neredeyse tüm kitaplarını okudum. Kendisi de dahiliye uzmanı bir doktor ve antropolog olan Tess Gerritsen tıbbi gerilim türü romanlar yazıyor. Alanım olan adli tıpla çok yakın ilişkisi de olması nedeniyle sanırım beğenerek ve ilgiyle okuyorum. Hem Gerritsen’i hem de Ahmet Ümit’i hala okumayan varsa öneriyorum.

14 Mart 2013 Perşembe

14 MART KUTLANIYOR...

Türk Tabipleri Birliği
14 Mart Mesajı
Bir 14 Mart Daha Düş Kırıklığı ve Öfke İçinde “Kutlanmaktadır”
Türk Tabipleri Birliği (TTB) tüm sağlık çalışanları adına 14 Mart için 14 acil talep belirledi ve bu talepleri yeni Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na elden iletti. Bu talepler yıllardan beri talep edilen, herkese eşit, ücretsiz, ulaşılabilir ve nitelikli sağlık hizmeti verme beklentisi yanında hekimlerin mesleklerini geçinme ve gelecek kaygısı yaşamadan, huzurlu bir ortamda yapmaları arzusunu vurgulamaktadır. Bu talepler yeni olmayıp, daha önce de bakanlığa iletilmiş olan isteklerdir. Ancak sağlıkta özelleştirmenin doludizgin devam ettiği sağlık ortamında sorunlar çözülmek bir yana, katlanarak artmaktadır. Bu taleplerden ilk üç tanesi tüm hekimler için ortak olma özelliğini taşımaktadır.  Tekrar vurgulamakta yarar vardır:
  1. Emekli hekim ücretleri acilen iki katına çıkarılmalıdır. Mevcut hekim ücretleri de emekliliğe yansıyacak şekilde arttırılmalıdır. 
  2. Hekimler arasında dayanışma yerine rekabete yol açan, hekimlik uygulamalarını değersizleştiren ve hastaları “puan”a dönüştüren mevcut “performansa göre ücretlendirme” sisteminden ivedi olarak vazgeçilmelidir. Kamuda çalışan hekimlerin ücretleri, Türk Tabipleri Birliği’nin hazırladığı “Sağlık Personelinin Tam Süre Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’nda önerildiği şekilde iş güvenceli tek bir işte çalışarak insanca yaşamaya, mesleki gelişimi sürdürmeye yetecek, emekliliğe yansıyacak biçimde düzenlenmelidir. Daha önceki Tam Gün uygulamaları nedeniyle görevinden ayrılmak zorunda kalan hekimlerin eski görevlerine dönebilmeleri için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Hekimlerin hastalarına yeterli süreyi ayırabilmelerine ilişkin düzenlemeler yapılmalı, kamuda ve özel sektörde hekimlere yirmi dakikadan daha kısa süre içerisinde hasta randevusu verilmemelidir.
  3. Sağlıklı ve güvenli koşullarda çalışma hakkını güvence altına alacak düzenlemeler ile sağlık ortamlarının şiddetten arındırılması için Türk Tabipleri Birliği tarafından hazırlanan öneri doğrultusunda Türk Ceza Kanunu’nda gerekli değişiklik yapılmalıdır. Hekimleri ve sağlık çalışanlarını kamuoyu ve hastalar nezdinde küçük düşürücü tutum ve söylemlere son verilmeli; Alo 184 Sabim Hattı’nın faaliyetleri öncelikle durdurulmalı ve gerçek anlamda hasta haklarını önceleyerek çalışan bir hattın kurulması sağlık çalışanlarının örgütleriyle ortak çalışma yürütülerek sağlanmalıdır.      
Bu talepler açıklıkla vurgulanmış ve 14 Mart’a kadar acil adımlar atılması istenmişken ne yazık ki Türkiye’de çalışan 130. 000 hekim ve toplamda 700. 000 sağlık çalışanını etkileyecek düzenlemeler ve iyileştirmeler konusunda hiçbir olumlu yanıt verilmemiştir. Sağlık alanının tek sorunu Tam Gün sürecinde üniversiteden ayrılmış öğretim üyeleri imiş gibi kamuoyu yönlendirilmiş, üstelik de bilgilendirilmediğimiz için ancak basından izleyebildiğimiz kadarıyla öğretim üyelerinin tekrar üniversitelere kazandırılması için yurttaşların cebine yüklenen bir formülden başka bir formül de getirilememiştir.
Bu vaziyet hekimler için de diğer sağlık çalışanları için de iç açıcı değildir, yurttaşların sağlık hakkı için de olumlu sinyaller içermemektedir. Sağlık çalışanları arasındaki yaygın kanaat yeni Sağlık Bakanı’nın da önceki Bakan’ın yolunda ilerleyeceği yönündedir. Bir 14 Mart daha hayal kırıklığı ve öfke içinde “kutlanmaktadır”.
14 Mart 2013 gününde hekimler “iyi hekimlik” yapmak istediklerini ve isteklerinden vazgeçmeyeceklerini dile getirmektedirler. Bu doğrultuda tüm sağlık çalışanları ile birlikte ortak mücadeleye devam kararı almışlardır.
Tüm hekimler ve TTB, haklı taleplerinin takipçisi olacak ve gerekirse emekten gelen gücünü kullanmaktan çekinmeyecektir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Türk Tabipleri Birliği
Merkez Konseyi

http://www.ttb.org.tr/index.php/Haberler/14mart-3668.html

11 Mart 2013 Pazartesi

YURT PAZAR...


YURT PAZAR EKİ 3 Mart 2013

8 Mart 2013 Cuma