8 Haziran 2011 Çarşamba
3 Haziran 2011 Cuma
31 Mayıs 2011 Salı
DEMOKRASİ İÇİN SANDIĞA KARİKATÜR SERGİSİ...
Sergi tarihi:1- 30 Haziran 2011
Açılış Kokteyli: 1 Haziran 2011 Çarşamba
Saat: 18.00
Yer: TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi
Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası, Barbaros Bulvarı, Beşiktaş / İstanbul
Sergide eserleri bulunan çizerler: Ali Fuat Süer, Aşkın Ayrancıoğlu, Asuman Küçükkantarcılar, Atay Sözer, Atilla Atala, Beti Gül Umuroğlu, Canol Kocagöz, Cemal Arığ, Coşkun Göle, Efe Erdoğan, Emre Yılmaz, Eray Özbek, Ercan Baysal, Erdoğan Karayel, Gülek Kandıralı, Halis Dokgöz, Halit Kurtulmuş, Hicabi Demirci, Hilmi Şimşek, Hülya Can Erşahin, Hüseyin Soylu, İlker Yatı, İsmail Doğan, Kürşat Zaman, Mehmet Kahraman, Menekşe Çam, Mete Ağaoğlu, MuammerOlcay, Muharrem Akten, Musa Kayra, Mustafa Bora, Nevzat Varhan, Oğuz Gürel, Rasim Abay, Saadet Demir Yalçın, Sait Oktay, Serkan Sürek,
Süleyman Halıcıoğlu, Turgay Karadağ, Uğur Demir, Uğur Pamuk, Ümit Müfit Dinçay, Vahit Akça, Yaşar Kemal Turan, Yüksel Can.
27 Mayıs 2011 Cuma
18 Mayıs 2011 Çarşamba
16 Mayıs 2011 Pazartesi
hekiMedya HAFTANIN KARİKATÜRÜ
![]() |
| http://www.hekimedya.org/oku.php?yazi_id=1404 |
![]() |
| 02 Temmuz 1989 GIRGIR DERGİSİ OĞUZ ARAL YORUMLUYOR... |
12 Mayıs 2011 Perşembe
İSTANBUL 1.ULUSLARARASI MİZAH FESTİVALİ...
![]() |
MSGSÜ Tophane-i Amire Tekkubbe Salonu’nda açılacak olan
Gerekli Taramalar Ailesine Kalanların İzlerinden Oğuz Aral
Sergisi açılıyor...
İstanbul 1. Uluslararası Mizah Festivali
Organizasyon Komitesi adına
Rauf Kösemen
Açılış kokteyl
15 Mayıs 2011, Saat 17.30
Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi
Tophane-i Amire Tekkubbe Salonu
Defterdar Yokuşu No:2 Tophane
Karaköy İstanbul
6 Mayıs 2011 Cuma
TÜRKİYE'DE KADIN OLMAK KARİKATÜR SERGİSİ...
Her gün öldürülüyoruz!
Bahaneleri çok.
'Boşanmak istedi öldürdüm'
'Namus'
'Yemek yapmamıştı'
'Kot pantolon giymişti'
'Kıskanıyordum'
...
Bitmez tükenmez, sebepleri.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Kayıtdışı çalıştırılıyoruz, sigortasız ve düşük ücretle.
Aynı işi yaptığımız erkek arkadaşımızdan daha düşük ücret alıyoruz ki, yasalardan kaldırılan aile resiliği fiili olarak kalkmasın. Kadınız, ucuz işgücüyüz. İş kazası olur, yen içinde kalır. 2009 Eylül'ünde İstanbul'da sel sularında boğulan yedi teksitil işçisi kadın arkadaşımızı unutmadık. Hani ailelerine 'kan parası' verilen. Ve bilirkişilerin bilmezden geldiği yedi kadın arkadaşımızı.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Kadınız, sokaklarımız yok. Gecelerimiz bize yasak. Tecavüzcünün cezasında hafifletici sebeptir saat 21:00'den sonra sokakta dolaşmamız. Dekolte giymemiz, tahrik sebebidir. 15 yaşında 26 adamın tecavüzüne uğrayan çocuğumuzu unutmayız! Hani adli tıbbın, yaşını büyütmeye çalıştığı, hani hakimlerin neredeyse çocuğumuza ceza keseceği. Münevver'i unutmayız biz. Hani başbakanın çıkıp da 'kızına sahip çıkmazsan ya davulcuya ya...' dediği, canavarca öldürülen kızımız Münevver'i.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Ev içinde ücretsiz işçi, karın tokluğuna çalışan köle. Cinsiyetçi iş bölümünün 'emrinde' biz milyonlarca kadın. Çocuk bakımından yalnız kendi sorumlu olan. Hani çalıştığı iş yerinde patronu kreş açmadığından, çocuk doğduktan sonra işinden olan. Hani yeni bir işe girmeden önce '3 yıl hamile kalmama' şartının bulunduğu sözleşmeleri imzalayanlar.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
'Kadın erkek eşit mi' sorusunun hala sorulabildiği. Yatak odalarımıza terbiyesizce girme hakkını kendilerine vazife bilen devlet 'adamları'... En az üç çocuk isteyenler. Ruhumuza, bedenimize zorla sahip olanlar.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
ÖLDÜRÜLMEMEK İÇİN ÇİZİYORUZ, ÖLDÜRÜLDÜĞÜMÜZ GÜNLER İÇİN ÇİZİYORUZ. KADIN VE ERKEĞİN EŞİT OLDUĞUNU ÇİZİYORUZ KAĞITLARA, DUVARLARA, KAFALARA.
BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜ OLDUĞUMUZU GÖSTERMEK İÇİN ÇİZİYORUZ.
Çizgili Muhabbet Grubu
03 Mayıs Salı, 18:00 - 12 Mayıs, 18:00
Yer: CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ/ İSTANBUL
Bağdat Caddesi-Haldun Taner sok. no:11
Bahaneleri çok.
'Boşanmak istedi öldürdüm'
'Namus'
'Yemek yapmamıştı'
'Kot pantolon giymişti'
'Kıskanıyordum'
...
Bitmez tükenmez, sebepleri.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Kayıtdışı çalıştırılıyoruz, sigortasız ve düşük ücretle.
Aynı işi yaptığımız erkek arkadaşımızdan daha düşük ücret alıyoruz ki, yasalardan kaldırılan aile resiliği fiili olarak kalkmasın. Kadınız, ucuz işgücüyüz. İş kazası olur, yen içinde kalır. 2009 Eylül'ünde İstanbul'da sel sularında boğulan yedi teksitil işçisi kadın arkadaşımızı unutmadık. Hani ailelerine 'kan parası' verilen. Ve bilirkişilerin bilmezden geldiği yedi kadın arkadaşımızı.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Kadınız, sokaklarımız yok. Gecelerimiz bize yasak. Tecavüzcünün cezasında hafifletici sebeptir saat 21:00'den sonra sokakta dolaşmamız. Dekolte giymemiz, tahrik sebebidir. 15 yaşında 26 adamın tecavüzüne uğrayan çocuğumuzu unutmayız! Hani adli tıbbın, yaşını büyütmeye çalıştığı, hani hakimlerin neredeyse çocuğumuza ceza keseceği. Münevver'i unutmayız biz. Hani başbakanın çıkıp da 'kızına sahip çıkmazsan ya davulcuya ya...' dediği, canavarca öldürülen kızımız Münevver'i.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
Ev içinde ücretsiz işçi, karın tokluğuna çalışan köle. Cinsiyetçi iş bölümünün 'emrinde' biz milyonlarca kadın. Çocuk bakımından yalnız kendi sorumlu olan. Hani çalıştığı iş yerinde patronu kreş açmadığından, çocuk doğduktan sonra işinden olan. Hani yeni bir işe girmeden önce '3 yıl hamile kalmama' şartının bulunduğu sözleşmeleri imzalayanlar.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
'Kadın erkek eşit mi' sorusunun hala sorulabildiği. Yatak odalarımıza terbiyesizce girme hakkını kendilerine vazife bilen devlet 'adamları'... En az üç çocuk isteyenler. Ruhumuza, bedenimize zorla sahip olanlar.
BİZ HER GÜN ÖLDÜRÜLÜYORUZ!
ÖLDÜRÜLMEMEK İÇİN ÇİZİYORUZ, ÖLDÜRÜLDÜĞÜMÜZ GÜNLER İÇİN ÇİZİYORUZ. KADIN VE ERKEĞİN EŞİT OLDUĞUNU ÇİZİYORUZ KAĞITLARA, DUVARLARA, KAFALARA.
BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜ OLDUĞUMUZU GÖSTERMEK İÇİN ÇİZİYORUZ.
Çizgili Muhabbet Grubu
03 Mayıs Salı, 18:00 - 12 Mayıs, 18:00
Yer: CADDEBOSTAN KÜLTÜR MERKEZİ/ İSTANBUL
Bağdat Caddesi-Haldun Taner sok. no:11
5 Mayıs 2011 Perşembe
4 Mayıs 2011 Çarşamba
ÇOCUK HAKLARI KARİKATÜR SERGİSİ...
ANKARA BAROSU ve MERSİN ÇOCUKLARI İSTİSMAR VE İHMALDEN KORUMA DERNEĞİ'nin birlikte organiz ettikleri "ÇOCUK HAKLARI" konulu karikatür sergisi 23 Nisan 2011 tarihinde Ankara Barosu Başkanı Prof.Dr.Metin Feyzioğlu, karikatürist Firuz Kutal ve Halis Dokgöz'ün de katılımıyla ÇOCUK ŞENLİĞİ kapsamında çocuklar tarafından açıldı. Sergi 23-30 Nisan 2011 tarihlerinde Ankara Barosu sergi salonunda ilgiyle izlendi. Katılan çizerler; HAYATİ BOYACIOĞLU (ALMANYA), SEYRAN CAFERLİ (AZERBAYCAN), HÜSEYİN ÇAKMAK (KKTC), İSMAİL DOĞAN (BELÇİKA), HALİS DOKGÖZ (TÜRKİYE), MEHMET GÖLEBATMAZ (TÜRKİYE), ERDOĞAN KARAYEL (ALMANYA), FİRUZ KUTAL (NORVEÇ).
26 Nisan 2011 Salı
ÇOCUK HAKLARI SERGİSİ ANKARA'DA AÇILDI...
ANKARA BAROSU ve MERSİN ÇOCUKLARI İSTİSMAR VE İHMALDEN KORUMA DERNEĞİ'nin birlikte organiz ettikleri "ÇOCUK HAKLARI" konulu karikatür sergisi 23 Nisan 2011 tarihinde Ankara Barosu Başkanı Prof.Dr.Metin Feyzioğlu, karikatürist Firuz Kutal ve Halis Dokgöz'ün de katılımıyla ÇOCUK ŞENLİĞİ kapsamında çocuklar tarafından açıldı. Sergi 23-30 Nisan 2011 tarihlerinde Ankara Barosu sergi salonunda izlenebilir.
Katılımcı çizerler;
| Ankara Barosu Başkanı Prof.Dr.Metin Feyzioğlu, karikatürist Firuz Kutal, Betigül Umuroğlu ve Halis Dokgöz çocuklar ile birlikte... |
Katılımcı çizerler;
HAYATİ BOYACIOĞLU (ALMANYA)
SEYRAN CAFERLİ (AZERBAYCAN)
HÜSEYİN ÇAKMAK (KKTC)
İSMAİL DOĞAN (BELÇİKA)
HALİS DOKGÖZ (TÜRKİYE)
MEHMET GÖLEBATMAZ (TÜRKİYE)
ERDOĞAN KARAYEL (ALMANYA)
FİRUZ KUTAL (NORVEÇ)
25 Nisan 2011 Pazartesi
22 Nisan 2011 Cuma
19 Nisan 2011 Salı
12 Nisan 2011 Salı
33.YILINDA KILÇIK SÖYLEŞİSİ...
![]() |
| Kılçık 2011 |
Kaç yılları arasında OMÜ TIP FAKÜLTESİ'nde okudunuz? Başarılı bir öğrenci miydiniz?
1983 yılında başladığım OMÜ Tıp Fakültesi’nden 1989 yılında mezun oldum. Öğrencilik yaşamımda iki kez bütünlemeye kaldım, başarılı sayılabilecek bir öğrencilik geçirdiğimi düşünüyorum.
Karikatür, mizah serüveniniz nasıl başladı? Kaçıncı sınıfta KILÇIK'a katıldınız, KILÇIK'la tanışmanız nasıl oldu?
Üniversiteside okurken, 1985 yılında Fakülte'de çıkan "Kılçık" dergisine karikatürist aranıyordu. Yurtta kalan arkadaşlar bir şekilde derginin editörü sevgili Prof.Dr. Yücel Tanyeri hocamıza benim çizdiğimi söylemişler. Sevgili hocam beni çağırdı ve teşvik etti. İlk karikatürlerim bu şekilde tıbbiyenin 2.sınıfındayken “Kılçık” dergisinde yayınlandı. Kılçık’la tanışıncaya kadar karikatürle pek ilgili değildim açıkçası… Resim yeteneğim olduğunu biliyordum, güzel sayılabilecek resimler üretiyordum, hatta yarışmalarda ödüller bile almıştım. Ancak karikatüre başladıktan sonra da resim yapamaz oldum.
Çizdiklerimin gerçekten karikatür olup olmadığını denemek için dönemin önemli mizah dergisi Gırgır'a da bu çalışmaları gönderdim. Sevgili Oğuz Aral'dan olumlu eleştiriler (taramaları azaltmam ve çizdiklerimin karikatür olduğu gibi) alınca karikatür benim için bir tutku ve yaşam biçimi halini aldı. Ardından Limon, Çarşaf, Hıbır gibi dergilerde de çalışmalarım yayınlandı ve o gün bugündür çizgi serüvenim devam ediyor. Karikatürcüler Derneği’ne üye olmam ile birlikte çizgi serüvenim biraz yazılı popüler balonlu karikatürlerden yazısız kara mizah/grafik olarak da tanımlanan alana kaydı. O nedenle son yıllarda albümlere, sergilere ve yarışmalara daha çok karikatür çizer oldum.
Kılçık, öğrencilerin kendilerini ifade edebildikleri alan olması yanında karikatürle ve daha kapsayıcı olarak mizahla tanışma ve bakış açısı kazandırmada önemli bir rol oynadığı kanısındayım. Mizahla yaşamı algılama bir ayrıcalık bence… Brecht’in bir sözü var “Mizahın olmadığı yerde yaşamak zor, her şeyin mizah olduğu yerde yaşamaksa olanaksızdır”. Çok yoğun ve stresli bir iş yapan doktorların mizah olmadan ruh sağlıklarını koruyamayacakları açıktır. Bu yüzden Kılçık çok önemli… Ve sizlerin yıllar önce bizim bıraktığımız yerden bu geleneği sürdürmenizden büyük mutluluk ve gurur duyduğumu da ayrıca belirtmek isterim. Mersin’deki tıp fakültesi öğrencileri de 2006’dan beri Streskop adı verilen kardeş derginizi yayınlıyorlar her 14 Mart tıp bayramında…
OMÜ veya SAMSUN'a dair 'hiç unutmam bi gün...'diye başlayan bi anınız var mı :) ?
Bu soruya “yok” diye yanıt verip kurtulabilirim aslında… Ama olmaz mı? Hiç unutmam bi gün Kılçık yayın kurulu toplantısı vardı. Ve sorumlu hocamız sevgili Prof.Dr.Hasan Erbil hocamız başkanlığında yayın kurulu toplantısı yapıyorduk. Oldukça eğlenceli ve esprilerin havada uçuştuğu bir toplantıydı. Çok eğleniyorduk ama Hasan hoca hiç gülmüyor ve eğlenmiyordu, sonunda dayanamadı ve sordu; bunlar ne biçim espri, çok soğuk aranızda Çorum’lu olan mı var? Hiç bilmiyorduk ama yapılan kontroller sonucunda (kimlik kontolleri) birkaç kişi dışında ekibin tamamen Çorum’lu olduğu ortaya çıkmıştı. Yine bi gün Çiftlik caddesinde… Ahh ah! neler neler var ama anlatırsam şimdi olmaz… Sahi Çiftlik caddesi yerli yerinde duruyor mu?
Aslında çok da bilinçli seçmedim adli tıp alanını… Bir arkadaşımın önerisi ile TUS’da yazmıştım… Çapa’da ihtisasa başladıktan sonra da sevgili hocalarımın da etki ve katkısıyla sevdim… Çünkü sosyal yaşamın her alanı ile birebir yüz yüzesiniz… Özellikle Çocuk hakları ve çocuk istismarı konusunda yoğun olarak çalışmalar yürütüyorum.
Bir adli tıpçı olarak pek çok ilginç olayla karşı karşıya kalıyorsunuzdur, bunlardan birini paylaşabilir misiniz?
Gazetelerin 3.sayfaları adli tıpın temel konularını oluşturuyor… Seri katiller, cinsel saldırılar, kuşkulu ölümler, belge incelemeleri, adli psikiyatri, yaralanmalar, ceza ehliyetleri, raporlar vs vs… Önceki sorudaki yanıtı yineliyorum, yaşamın ta kendisi…
Sizin yalnızca tıbbi konularda değil, insanı, insanlığı ilgilendiren tüm konular hakkında çizdiğinizi biliyoruz. Bir konu hakkında okuduğunuz, düşündüğünüz zaman bu konu hakkında çizmeliyim diyerek mi başlarsınız karikatüre, yoksa okuduğunuz ya da dinlediğiniz anda karikatür zaten çoktan zihninizde belirmiş midir? Bir karikatürü oluşturma süreciniz nasıldır?
Karikatür çizmek için masaya oturmam… Bir konuda ya da bir olay üzerine etkilendiğimde ya da bir toplantı esnasında karalamalar yaparken esprileri oluştururum. Küçük bir not defterim var, eskizleri buraya yapar, sonra da oturur çizerim. Çizerken çalışma bitmeden kalkmam. Diğer türlü zorlama olur ki; zorlama çizim karikatür değildir zaten.
Meşhur bir söz vardır tıbbiyeden arada bir doktor çıkar diye… Gerçekten tıbbın edebiyata, sanata yatkın bir alan olduğu su götürmez bir gerçeklik. Eğer sizde sanata yönelik bir yetenek varsa tıp alanı bunu destekliyor ve belki de kolaylaştırıyor. Mizah da özellikle kara mizah çelişkilerden beslenir. Tıp ortamı da çelişkilerin en fazla yaşandığı ve tesbitinin yapıldığı bir alan… Karşılıklı bir etkileşim ve gelişim söz konusu…Bazen doktor meslekdaşlarım derler ki Halis bak böyle böyle bunu çizsene diye…Yani yaşanılan da mizah olabiliyor…Yani bazen karikatür yaşamın nesnesi bazen de hayat…
Aldığınız ödüller içinde sizin için en özel, en anlamlı olan hangisiydi?
Çeşitli karikatür yarışmalarından ödüllerim var, Avrupa’da bazı karikatür müzelerine çalışmalarım da alındı… Bunu kuşkusuz önemsiyorum ama herhangi bir yarışmaya katılmadan yıllar boyunca yaptığınız çalışmalar nedeniyle bir ödül almanız bence en değerlisi ve etkileyicisi… Bu açıdan Türk Tabipleri Birliği’nin 2010 yılında 25 yıldır çizdiğim karikatürleri derleyip toparlayıp “Çizgisel” adını verdiğim kitabı yayınlaması benim için en önemli ve değer verdiğim ödülüm oldu… Sevgili Prof.Dr.Gencay Gürsoy hocama da sizin aracılığınız ile çok teşekkür ediyorum…
Fakültemizdeki genç çizerlerimize önerileriniz nelerdir?
Karikatür sanatı biraz virüs gibidir ve bulaşıcıdır… En azından bende öyle oldu. Bu virüs bulaşmışsa tedavisi yoktur. Genç çizerlere önerim bu hastalıkla yaşarken bolca okumak, araştırmak, internetin sağladığı fırsatlardan da yararlanarak bolca üretmek ve bunları toplumla paylaşmak… Yani çalışmak…çalışmak…çalışmak…
3 Nisan 2011 Pazar
ÇOCUĞUN DÜŞÜNCE HAKKI...
![]() |
| http://www.0-18.org/ |
BiRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMESİ
Madde 13 - 1.
Çocuk, düşüncesini özgürce açıklama hakkına sahiptir. Bu hak, ülke sınırları ile bağlı olmaksızın; yazılı, sözlü, basılı, sanatsal biçimde veya çocuğun seçeceği başka bir araçla her türlü haber ve düşüncelerin araştırılması, elde edilmesi ve verilmesi özgürlüğünü içerir.
Madde 13 - 2.
Bu hakkın kullanılması yalnızca;
a) Başkasının haklarına ve itibarına saygı,
b) Milli güvenliğin, kamu düzeninin, kamu sağlığı ve ahlakın korunması nedenleriyle ve kanun tarafından öngörülmek ve gerekli olmak kaydıyla yapılan sınırlamalara konu olabilir.
26 Mart 2011 Cumartesi
ÇİZGİ ÇOCUKLAR...
| Engelli Çocukların Hakları... http://www.0-18.org/ |
BiRLEŞMİŞ MİLLETLERİN ÇOCUK HAKLARINA DAİR SÖZLEŞMESİ
Madde 23 - 1.
Taraf Devletler zihinsel ya da bedensel özürlü çocukların saygınlıklarını güvence altına alan, özgüvenlerini geliştiren ve toplumsal yaşamı etkin biçimde katılmalarını kolaylaştıran şartlar altında eksiksiz bir yaşama sahip olmalarını kabul ederler.
Madde 23 - 2.
Taraf Devletler, özürlü çocukların özel bakımdan yararlanma hakkını tanırlar ve eldeki kaynakları yeterliliği ölçüsünde ve yapılan başvuru üzerine, yardımdan yararlanabilecek durumda olan çocuğa ve onun bakımından sorumlu olanlara, çocuğun durumu ve anne-babasının veya çocuğa bakanların içinde bulundukları koşullara uygun düşecek yardımın yapılmasını teşvik ve taahhüt ederler.
Madde 23 - 3.
Özürlü çocuğun özel bakıma gereksinimi olduğu bilincinden hareketle bu maddenin 2 inci fıkrası uyarınca yapılması öngörülen yardım, çocuğun anne-babasını ya da çocuğa bakanların parasal ( mali) durumları göz önüne alınarak, olanaklara ölçüsünde ücretsiz sağlanır. Bu yardım; özürlü çocuğun eğitimi, meslek eğitimi, tıbbi bakım hizmetleri, rehabilitasyon hizmetleri, bir işte çalışabilecek duruma getirme hazırlık programları ve dinlenme/eğlenme olanaklarından etkin olarak yararlanmasını sağlamak üzere düzenlenir ve çocuğun en eksiksiz biçimde toplumla bütünleşmesi yanında, kültürel ve ruhsal yönü dahil bireysel gelişmesini gerçekleştirme amacını güder.
Madde 23 - 4.
Taraf Devletler, uluslararası işbirliği ruhu içinde, özürlü çocukların koruyucu sıhhi bakımı, tıbbi, psikolojik ve işlevsel tedavileri alanlarına ilişkin gerekli bilgilerin alışverişi yanında, rehabilitasyon, eğitim ve mesleki eğitim hizmetlerine ilişkin yöntemlerin bilgilerini de içerecek şekilde ve Taraf Devletlerin bu alanlardaki güçlerini, anlayışlarını geliştirmek ve deneyimlerini zenginleştirmek amacıyla bilgi dağıtımını ve bu bilgiden yararlanmayı teşvik ederler. Bu bakımdan, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimleri, özellikle göz önüne alınır.
21 Mart 2011 Pazartesi
16 Mart 2011 Çarşamba
SÖYLEŞİ: HERŞEY KILÇIK'LA BAŞLADI (NOBEL MAGAZİN)...
![]() |
| Nobel Magazin Kasım 2010 |
Doç. Dr. Halis Dokgöz. 1967 doğumlu. 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesinden 1989 yılında mezun oldu. 1999 yılında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Çapa’da adli tıp ihtisası yaptı. 2005 yılından beri de Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı’nda öğretim üyesi olarak çalışıyor.
Karikatüre ne zaman başladınız?
1985 yılında başladım.
Nasıl başladınız peki?
Tesadüfen oldu diyebilirim. Yurtta kaldığım sürede çizip duruyordum. Arkadaşlar da güzel çizdiğimi söylediler. O zamanlar fakültemizde Kılçık diye bir dergi çıkıyordu. Oraya verdim karikatürlerimi, orada yayınlandı. Sonra Gırgır dergisinden haberim oldu. O karikatürlerimi Gırgır’a gönderdim. Oğuz Aral eleştirdi. Sayfada yayınladı. Bende bunun üzerine sürekli çizmeye başladım.
Nasıl yani? Hadi ben karikatür çizeyim artık deyip karikatür mü çizdiniz?
Biraz öyle oldu. Yani arkadaşlara bir şeyler çiziyordum. Derginin editörüne gidip beni söylemişler. Kulak Burun Boğaz’da Yücel Hoca beni çağırdı. Ya Halis sen çiziyormuşsun falan bir iki bir şey çiz dedi. Denedim. Güzel şeyler var, çizmelisin dedi. Sonra birkaç tanesini yayınladı. Aynı karikatürleri Gırgır’a da gönderdim. Oradan da pozitif cevap alınca devam ettim.
Karikatürleriniz sanki biraz siyasi?
Biraz tepkisel diyelim. Profesyonel olarak yaşamımı karikatürden kazanmadığım için daha çok etkilendiğim bir olay üzerine tepki olarak da çiziyorum. Yaşama ilişkin her türden karikatür çiziyorum aslında. Kitaptakileri daha çok yazısız evrensel dili olan sanatsal nitelikte seçtim sadece.
Çocukluk döneminizi merak ediyorum. O zamanlardan böyle bir yeteneğinizin belirtisi var mıydı?
İyi resim çizerdim. Hatta ortaokul yıllarımda ödül almışlığım var. Resimi iyi yapardım ama karikatürden haberim yoktu. Sonra haberim olup da çizmeye başlayınca Gırgır’da Çarşaf’da Limon’da yayınlanmaya başlayınca hem popülarite arttı hem de keyif arttı. Bu kez de resim yapamaz oldum. Deforme ediyorum. Karikatürize etmeye başladım.
Ortaokulda falan derslerden sıkılıp çizer miydiniz?
Yazardım daha çok. O dönemlerde yazmayı çok seviyordum. Çizmezdim. 1985 yılından sonra karikatüre başlayınca, akademisyen oldum mesela toplantılarda falan notlarımı çizerek alırım. Yazarak değil de çizerek not alırım. Sonra da bunları oturur çizerim. Yapacağım karikatürün notunu alırım.
İlk çizdiğiniz karikatürü saklıyor musunuz, kitap fikri nasıl çıktı?
Sadece ilk çizdiğim değil tüm çalışmalarımın en azından yayınlananları arşivliyorum. Geçen yıl Kıbrıs’a davetliydim. Uluslararası karikatür festivali vardı. Değişik ülkelerden insanlar vardı. Ortak bir sergi açtık. Çizerler hep birbirlerine kitaplarını hediye etti. Ben 1989 yılında bir kitap çıkarmıştım ancak baskısı kalmamıştı artık. Bende yeni bir kitap çıkarmaya karar verdim ve çizgisel kitabımı çıkardım. Kitabımı çıkarmak benim için iyi oldu. Arşivimi taradım. Eski karikatürlerimi gördüm. Arşivimi yenilemiş oldum.
Peki ilk çizdiğiniz karikatürün sizin için bir özelliği var mı?
Yok, hayır aslında öyle hissetmiyorum.
Bu işin bir kursu veya okulu var mı?
Karikatürün okulu yok. Karikatür aslında resim sanatının bir dalı. Hayatın pek çok alanından besleniyor. Ama temeli resime dayanıyor. Onun için resim mezunları grafiker mezunları bu işi daha iyi yapabilirler. Renk bilgileri var desen bilgileri var, daha iyi yapabilirler. Ben bunların hiçbir eğitimini almadım. Kendi kendime baka baka geliştirdim. Çizerek göndererek araştırarak kendinize has bir tarz belirliyorsunuz. Dünyada da böyle okullar yok. Ancak kurslar vs var. Biraz doğu bloku ülkelerinde bu işin eğitimi var. Onun dışında bunun bir eğitimi yok.
Birilerinin yorumunu alıyor musunuz?
Tabi ustalarla, değer verdiğiniz çizerlerle, etkilendiğiniz çizerler… Öncelikle onları taklit ediyorsunuz, sonra tarzınızı yakaladıktan sonra da ona göre çiziyorsunuz… Sürekli birileriyle iletişim halinde oluyorsunuz zaten. Artık internette var. İletişim ve takip çok daha kolay.
Kendi tarzınızı nasıl yakalıyorsunuz?
Ben bir çizerin karikatürünü izlemişsem imzası olmadan da tanıyabilirim. Tarz böyle bir şey. Zamanla oluşur. Karikatürcü hissetmez zaten. Başkaları hisseder.
Sizin tarzınız ne peki?
Benim tarzım daha çok yazısız karikatür üzerine. Sanatsal yanı olanın üzerine yoğunlaşıyorum daha çok . Değişik alanlarda da çiziyorum. Kolay üretilip kolay tüketilen karikatürler de çiziyorum. Balonlu komik karikatürler de çiziyorum. Daha çok sanatsal olsun, sergilensin duvarlara asılabilsin istiyorum. Yurtdışından biri gördüğü zaman da mesajı anlayabiliyorsa bu bana daha çok keyif veriyor.
Karikatürlerinizi yayınladığınız bir internet ortamı var mı?
Var evet. Kendi sitem de var. Onun dışında www.toonpool.com diye bir site var. Oraya karikatürlerimi ekliyorum. Burada bir karikatürüm bu site tarafından seçildi. Bir gün boyunca Berlin, Münich ve Leipzig metrolarında gün boyunca sergilendi. Bu siteyi seviyorum. Çünkü burada siteye giren herkes karikatürlerinizi görebiliyor, oy verebiliyor yorum yapabiliyor. İnteraktif bir ortam sağlıyor.
Sergilendiğini gidip gördünüz mü peki? Bu çok güzel bir duygu olsa gerek… Sizin yaptığınız çalışma Almanya’nın metrosunda yayınlanıyor… büyüleyici gerçekten…
Ben görmedim. Berlin’de bir gazeteci arkadaşım var. Alman gençleri benim karikatürüme bakarken görmüş. Hemen çekip bana gönderdi.
Bu kitabın sizin için anlamı nedir desem…
25 yıl diyebilirim… 3 bin civarında karikatürüm yayınlandı aslında ama kitabım için karikatürlerimden derleme yaptım. 25 yılımın özeti olabilir bu kitap. Benim için gerçekten çok önemli. Çocuğum gibi hissediyorum.
Kitabınızın başında sizinle ve kitapla ilgili yazılar var…
Evet. Kitap çıkmadan önce çizerler ve meslektaşlarımla kitap çıkarmadan önce görüştüm. Onlara kitapla ilgili bir şeyler yazar mısınız dediğimde onlar tabi dediler. Çoğundan yazı geldi. 1-2 arkadaştan kitap basıldıktan sonra geldi. Onlardan da tekrar özür dilerim. Örneğin Carlos Amorim var burada. Ben bu arkadaşla hiç yüz yüze gelmedim. Ancak gerçekten çok başarılı bir karikatürist. Dünya çapında bir çizerdir. Bir yazı yazdı ve sağolsun gönderdi. Benim için gerçekten çok önemliler.
Karikatür konusunda yetenekli olduğunu düşünenler ne yapmalılar?
Bunun bir okulu ya da bir eğitimi yok. Ben şuna inanıyorum. Güzel sanatlar fakültesini bitiren herkes ressam olamaz. Grafik bölümünü bitirir ancak grafiker olamaz. İşine sanatını koyabilmesi gerekir. İllaki eğitim de olmalıdır. Buna asla karşı değilim. Ancak eğitim yokken de kişide bir yetenek varsa ve bu eğitimle geliştiriliyorsa belli noktalara kişiyi taşıyabilir. Onla ilgilide kişinin bu işi sevmesi ve kendini aşmak için her türlü çabayı sarfetmesi gerekiyor. Karikatür dünyasını izlemesi gerekiyor. Yaptıklarını ustalara gösterip yorum alması gerekiyor. Zaman zaman dergilere gönderip kendisini sınaması gerekiyor. Yarışmalara katılabilir. Sergilere katılabilir…
Sizin ödülünüz var mı?
Evet var. 12-13 tane.
En son katıldığınız yarışma hangisi?
En son Güney Kore’de katılmış olduğum bir yarışma var. Henüz sonucu açıklanmadı. 4 karikatürle yarışmaya katıldım. Finale 22 karikatür seçtiler ve bu 22 karikatür arasından 2’si benim karikatürüm.
Bu şekilde internet aracılığıyla katıldığım yarışmaları seviyorum. Çünkü internet aracılığıyla gönderiyorum karikatürümü. Öbür türlü gönderdiğim zaman bir daha o karikatürün orjinaline ulaşma şansım yok.
Size ilham getiren bir şey var mı?
Ben çocuk haklarıyla uğraşıyorum daha çok. O nedenle onlara yönelik şeyler beni etkiliyor. Onun dışında yaşamdaki her şey bana ilham verebiliyor. Şunu çok rahat söyleyebilirim ki çizmek için birinin motive etmesi gerekiyor. Çizerler, sanatçılar tembeldir biraz. Eğer bir zorlama olmazsa çizmeyebilirler.
Teşekkür ederiz hocam…
(Nobel Magazin dergimizin okuyucularına Nobel Magazin ekibi olarak bir müjde vermek isterim. Halis Hocamız bundan sonra dergimizin son sayfasında birbirinden güzel karikatürleriyle bizlerle birlikte olacak.)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























